14 Ocak 2012 Cumartesi

Belçika'dan Türkiye'ye Samimi Bir Bakış II


BU KEZ HEYECANLANDIM

IKV ziyaretinden sonra konuşma yapacağım Avrupa Parlamentosu’na gittik. Bu benim bu parlamento binasındaki ikinci konuşmam olacak. Ama bu sefer hem konuşmayı Fransızca yapacak olmam, hem dinleyici kitlesinin üst düzey siyasiler ve bürokratlardan oluşması hem de katılımın yoğunluğu beni biraz heyecanlandırdı. Anadilde yapılmayan ve kağıttan okunmayan her konuşmada yanlış anlaşılma; hatta daha da kötüsü, hiç anlaşılmama riski var. Ben yapacağım konuşma öncesi mutlaka notlarımı alıyorum ama hiçbir zaman kağıttan okumuyorum. Çünkü konuşmacı kağıttan okuduğu zaman dinleyiciler sıkılıyor ve samimi bir itirafta bulunayım, aslında sizi hiç dinlemiyorlar.

Avrupa Parlamentosu

Konferansı düzenleyen Avrupa Parlamentosu'nun en güçlü milletvekillerinden Vincent Peillon. Kendisi Fransa Sosyalist Parti yöneticilerinden. Akdeniz İçin Birlik çalışmalarını yürüten milletvekili. Bildiğiniz gibi bu proje Sarkozy'nin en önem verdiği politikaların başında geliyor. Fransa, Avrupa içindeki gücünü artırmak için her zaman Akdeniz kartını oynamıştır. Peillon, AB’nin başarılı eğitim programları Erasmus (Üniversite öğrencileri değişim programı) ve Leonardo da Vinci (Mesleki eğitim programı)'nin Akdeniz bölgesinde de uygulanmasını sağlamak üzere Parlamento'da bir çalışma başlatmış. Böylece AB üyesi olmayan Akdeniz ülkeleri de bu programlardan yararlanabilecek.

Hatırlayacaksınız geçtiğimiz günlerde AB bakanı Egemen Bağış bir konuşmasında, 'Geçen gün kamyon sürdüm, Leonardo da vinci' diyerek bir espri yapmış ve medyada uzun süre gündem olmuştu.


MESLEKİ EĞİTİMİN EKONOMİYE YANSIMASI

Akdeniz Odalar Birliği Başkanı olarak çağrıldığım bu konferansta konuşma yapma teklifini büyük bir mutlulukla kabul ettim. Çünkü gençlerin eğitim seviyesini yükseltmek, özellikle mesleki eğitim vermek, işsizlikle savaşmanın ve ülkenin refah seviyesini yükseltmenin en kolay ve hızlı yolu. Açılışta konuşan Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Yunan Milletvekili Bayan Rodi Kratsa-Tsagaropoulou da bunu çok güzel bir şekilde izah etti.

Konuşma Esnasında

Konferansta, bu programların Avrupalı gençlere ne kadar büyük fırsatlar sağladığı ve nasıl faydalı olduğu anlatıldı. Özellikle Kuzey Afrika ülkelerindeki eğitim ve bunun Avrupa'ya etkisi tartışıldı. Ben de önce Akdeniz ülkelerindeki mesleki eğitimden bahsedip, yüksek seviyedeki bir mesleki eğitimin ekonomiye ve işsizliğe nasıl olumlu yansıyacağına dikkat çektim. Arkasından da Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz ortak projelerden örnekler verdim ve bu konuda, Odalar'ın ne kadar etkin olabileceğini anlattım. Eğer teklifim Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilirse, aynı İnvest in Med projesinde olduğu gibi, bu projede de ASCAME olarak lider rol oynayabiliriz.

YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ’NDE BULUŞTUK

Brüksel'e gelip Yunus Emre Kültür Vakfı'nı ziyaret etmemek olmazdı. Brüksel Vakıf Müdürü Rahmi Bey genç ve başarılı bir insan. Eşi Mahinur Hanım ise, üçüncü nesil Belçikalı Türkler'den ve yerel parlamento milletvekili. Mahinur Hanım daha evvel belediye meclisine seçilmiş, şimdi de milletvekili olmuş. Böylesine genç bir hanımefendinin oradaki Türk toplumunu böyle önemli bir mevkide temsil ediyor olması beni çok memnun etti. Bir de hem babasını hem de dedesini Brüksel'de geçirdiğim öğrencilik yıllarımdan tanıdığım ortaya çıkınca bu sevincim daha da arttı.

Yunus Emre Kültür Merkezinde

Yunus Emre Kültür Vakfı, Türk kültürünü daha iyi tanıtıp yaymak için 2007 de kurulmuş, birçok ülkede merkezler açan bir oluşum. Vakfın Başkanı Dışişleri Bakanı ve vakıf mütevelli heyetinde Maliye Bakanı, TOBB başkanı, TIKA başkanı gibi kişiler yer alıyor. Merkezlerde, Türkçe dersleri verilmesi, konferans tertiplenmesi, sergi düzenlenmesi gibi birçok etkinlik gerçekleştiriliyor. Vakıf kanunu TBMM’de tartışılırken, kanunun savunmasını o zaman milletvekili olan babam Nevzat Yalçıntaş yaptığından, Yunus Emre Vakfı’nın bende özel bir yeri vardır.

BORÇLAR YÜZDE 100’Ü AŞTI

Yurda dönmeden son ziyaretimizi Büyükelçimiz Sayın İsmail Hakkı Musa'ya yaptık. Sn. Musa bize Belçika'daki son gelişmelerden bahsetti. Belçika son seçimlerinden sonra oldukça uzun süren bir hükümet bunalımı yaşadı. Hükümet 541 gün sonra Belçika Kralı'nın arabuluculuk çabaları ile kurulabildi. Belçika şu an altı partili bir koalisyon hükümeti ile yönetiliyor. Ülkenin dertleri bu kadarla da sınırlı değil. Borçlar milli gelirin yüzde 100'ünü aşmış durumda, ırkçı ve ayrılıkçı Flaman partisi oylarını devamlı artırıyor, krallık bile sorgulanmaya başlanmış...

Büyükelçi'nin anlattığı bir olay örgütlenmenin ne kadar önemli olduğunu bir defa daha teyit etti. Bildiğiniz gibi Ermeniler Fransa'da soykırım yasa tasarısını Fransız Meclisi'nden geçirdiler ve biz bunu yakın dostumuz Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe’nin kişisel gayretine rağmen engelleyemedik. (Juppe halen ticari ilişkilerimizin yara alacağını söyleyerek bu yasanın iptal edilmesi için çaba harcıyor) Bence bu başarısızlığımızın en büyük nedenlerinden biri Fransa'daki Türkler’in yeterli derecede örgütlü olmamaları ve siyasette yer edinememeleri. Belçika Türkleri tüm Avrupa'da en örgütlü ve siyaseten de en güçlü olanlar... Sn. Musa'nın anlattıkları da bu açıdan çok kritik.

Büyükelçimiz Sn. Musa ile

GÜÇLÜ TÜRK ÖRGÜTLERİNE İHTİYAÇ VAR

Aynı Fransa'daki gibi, Belçikalı bir milletvekili de Türkiye aleyhtarı bir yasa tasarısı hazırlamış. Konu ise Kürtler. Türkler'in Kürtler'i ezdiğini, Kürt halkının temsilcisinin Öcalan olduğunu ve Türk hükümetinin Öcalan ile müzakerelere başlaması gerektiğini iddia eden bir yasa tasarısı. Sn. Büyükelçi, Türk asıllı milletvekilleri ve Türk dernekleri bu tasarıya öyle bir tepki göstermişler ki, tasarıyı bir daha hiç kimse görememiş! Eğer Fransa'da da güçlü Türk örgütleri, Türk kökenli milletvekilleri olsaydı Ermeni yasa tasarısı bir daha görünmemek üzere kaybolurdu.

Belçika notlarım bu kadar. Önümüzdeki aylarda veliaht Prens Philippe, dışişleri bakanı ve işadamları ile beraber Türkiye'yi ziyaret edecek. Prens'e şimdiden hoş geldiniz diyorum ve bu ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkileri daha da iyiye götürmesini temenni ediyorum.


Bitti...

4 yorum:

  1. Bu yorumlariniz sizi daha iyi tanimamiza yol aciyor.Acikcasi ITO kimliginiz cercevesinde aliilageldigimiz rutin gruntunuzden daha farkli dusuncelerinizi ogrenmeye imkan buldum.Basarilarinizin ve global dunyadaki temsilinizin devamini dilerim Sevgiler . Suat SARI

    YanıtlaSil
  2. Murat Bey ,
    Nasil ki konusma yaparken kagitlar yerine dinleyicinin gozlerine bakmanin etkisi varsa blog yazilarinin da kisa ve istikrarli(gundelik) olmasi takipciler uzerinde etkiye sahiptir.
    Tecrubelerinizi ve gozlerimlerinizi takipteyiz
    Tesekkurler.

    YanıtlaSil
  3. Bugün gazetede okudum bu bloğun varlığını. İlk fırsatta da bloğa girdim. Gayet güzel aydınlatıcı. Teşekkürler.
    http://www.gezginingunlugu.org

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,

    Blogger platformunda İstanbul Ticaret Odası Başkanı Sayın Dr. Murat Yalçıntaş'ı görmek, biz bloggercileri son derece mutlu etmiştir. Hoş geldiniz! Okuyucusu ve takipçisi çok olan iyi ve başarılı bir blogger olmanızı diliyorum. Kişisel dokunuşu olan blog sayfanızın rüştünü ispat etmekle birlikte diğer blogger sayfalarının arasından seçilerek blog dünyasındaki hakettiği yeri alacağına inanıyorum.

    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil